Hollanda’da bir koltukta üç karpuz taşıyan Türk: Ethem Emre

HOLLANDA’DA BİR KOLTUKTA ÜÇ KARPUZ TAŞIYAN TÜRK: ETHEM EMRE

  • Kaza kurbanlarına tazminatlarını kazandırıyor…
  • Hollanda-Türk Ticaret Odası’nı başarıyla yönetiyor…
  • Türk gençlerini eğitim sonrası iş hayatına hazırlıyor…
  • Dördüncü karpuz yolda: Türk Ticaret Merkezi…

Ethem Emre ile Rotterdam’daki bürosunda yaptığımız görüşmede çekilen bu fotoğrafın arka bölümünde, bir koltuğa sığan üç karpuzun anlatıldığı pankartlar görülüyor.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Anadolu’yu terk edip yurt dışında yuvalanan gurbetçilerimiz arasında çok başarılı olmuş insanlarımız ile yapılan röportajları okumuşsunuzdur.
55 yıllık gazetecilik yaşamımda, naçizane şahsım da pek çok başarılı insanımız ile söyleşiler yapmış ve onları öne çıkarmışımdır.
En son yapmış olduğum röportaj Turgut Torunoğulları ve aile fertlerinin başarılarına aitti.

Yurt dışında yuvalanan gurbetçilerimizin geride bıraktıkları nesiller içinde yer alan pek çok gencimiz, sadece iş dalında değil, spor, sanat, siyaset gibi alanlarda da büyük başarılara imza atmışlardır.

Sizlere şimdi tanıtmaya çalışacağım ikinci nesil Türklerden biri olan Ethem Emre’dir.
Ethem Emre, bir değil, birkaç konuda başarılara imza atmaya devam ediyor.
Ethem Emre, genel bir deyim ile, ‘Bir koltukta üç karpuz taşıyor’.
Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, dördüncü ve hatta sonraki karpuzları da diğer koltuğunun altına sığdıracak gibi Ethem Emre…

1962 yılında doğan Ethem Emre, 1974 yılında Lahey’de yaşayan babasının yanına aile birleşimi kapsamında gelmiş. İlkokulu burada tamamladıktan sonra eğitimini teknik alanda sürdürdü.
Hollandacayı, Türkçeden daha iyi yazıp okuduğu söylenince, yeminli tercümanlık belgesini aldı ve 1981 yılında yurttaşlarına ilk hizmeti tercüman olarak vermeye başladı.
Yurttaşlardan gelen, kaza sorunları şikâyetlerinin artması üzerine, bu konuda hazırlıklar yaptı ve anlaştığı hukukçulardan yararlanarak Kaza Uzmanı oldu.
Gerek trafik kazaları ve gerekse işyeri kazları sonunda iş göremez hale gelen kazazedelerin tazminat haklarını elde etmek için harekete geçen Ethem Emre, bu konuda kendisine başvuran müşterilerinden tek cent para almadı. Hollanda yasalarına göre, bu konuda açılan dosyanın masrafını sigorta şirketleri ödüyor.
Ethem Emre’den biraz sonra bu konudaki görüşlerini ve faaliyetlerini okuyacaksınız ama, gelin ben size şimdi koltuk altındaki diğer iki karpuzdan söz edeyim.

HOLLANDA TÜRKİYE TİCARET ODASI

Ethem Emre, Türkiye ile Hollanda arasında ticaret yapan Türk ve Hollandalıların yararlanabilceği,

Hollanda-Türkiye Ticaret Odası’nı kurdu ve bu kuruluşun başkanlığını yapmaya başladı.
Bu konunun önemini anlatabilmek için, Emre’nin geçen ay yapmış olduğu bir etkinliği bu araya sıkıştırayım:

Hollanda Türkiye Ticaret Odası Derneği, yaş meyve sebze sektöründe faaliyet gösteren firmaları 19-21 Ekim tarihleri arasında Antalya’da buluşturdu. Turkish Dutch Trade Consulting Limited Şirketi’nin katkıları ile hazırlanan organizasyon, Hollanda -Türkiye arasında işbirliği temellerini ve yatırım fırsatlarını oluşturma misyonunu başarıyla yerine getirdi.

Özellikle Kuzey Avrupa’da faaliyet gösteren yaş meyve sebze sektörünün başarılı şirketleri, Antalya ve çevresinde potansiyel Türk ticari ortakları ile bir araya getirildi. Yörex Fuar ziyareti çerçevesinde, Türkiye’de yetiştirilen özgün tarım ürünlerinin tanıtımı sağlanarak, Hollandalı iş insanlarının üretici ve tedarikçiler ile buluşmaları sağlandı.

Diğer yandan, konaklama sektöründe faaliyet gösteren firmalar, İstanbul’da ve ardından Denizli’de ağırlanarak Türk partnerleri ile B2B eşleştirmeleri program dahilinde yer aldı. 

Programın ardından, dernek kurucu başkanı Ethem Emre ve yönetim kurulu üyeleri Peter Wolters, Fred Vanderwiejde ve Leyla De Mos, yeni atanan Hollanda Başkonsolosu Arjen Uijterlinde ile 26 Ekim 2021 tarihinde, İstanbul’da verimli ve keyifli bir görüşme gerçekleştirdiler.

Görüşme kapsamında, ticareti geliştirme, potansiyel iş partnerlerini buluşturma ve iki ülke arası yatırımlarda rehberlik etme konularında Ticaret Odası Derneğinin üstlendiği görev ve sorumluluklar hakkında bilgi verildi. Ayrıca derneğin yürütmekte olduğu çalışmalar içerisinde yer alan, Hollanda-Türkiye Ticari Heyet Programı, Türk IT uzmanlarını Hollandalı firmalar ile buluşturan IT ve ‘ITR Connect’ projeleri ve Türk hastanelerinde Hollandalı hastaların tedavi ve rehabilite edilmesini amaçlayan sağlık projesi görüşme esnasında üzerinde durulan konular oldu.

Hollanda Türkiye Ticaret Odası Derneği, konsoloslukla olan karşılıklı görüşmelerin sürdürüleceğini belirterek, yürütmekte olduğu girişim ve faaliyetler ile iki ülkenin ticari bağlarının güçlenmesini ve karşılıklı kazanımların elde edilmesini sağlayan başarılı projelere imza atmaya devam edeceğini bildirdi.

GENÇLİĞİ İŞ DÜNYASINA HAZIRLAMA

Ethem Emere’nin koltuğuna sığdırdığı üçüncü karpuzun konusu, gençlerimizin eğitim sonrasında iş dünyasına hazırlanması. Bu kouyu da az sonraki söyleşimizde genişçe okuyacaksınız ama, Emre’nin önemli bir çift sözüne yer vermek istiyorum: ‘Türkiye’deki gençlerimiz, atalarından kalma mirasları satarak yurt dışına yerleşiyorlar. Hem paraların yurt dışına çıkmaması ve hem de gençlerimizi kaybetmemek için çaba göztermemiz lâzım. Ben bu konuda girişimlerde bulundum. Umarım semeresini görürüz.’

TÜRK TİCARET MERKEZİ

Ethem Emre’nin öteden beri arzuladığı bir Türk Ticaret Merkezi’nin oluşmasıdır. Bu konuda çok yoğun çalıştığı halde bir sonuç elde edemeyen Emre,  desteklendiği takdirde yakın bir gelecekte bu emeline nail olacağını umut ediyor.

KOLTOĞUNDAKİ KARPUZLARI ÇOĞALTAN VE KIRDIRMAYAN ADAM

Evet, çok yetenekli olan Ethem Emre’nin koltuk altına sığdırdığı ve kırdırmadığı karpuz sayısı çok.
Değerli dostum Zeynel Abidin Kılıç, bu önemli Türk ile bir söyleşi yaptı. Gelin hep birlikte bu söyleşiyi okuyalım ve sonunda da Ethem Emre’yi alkışlayalım:

-Kaza uzmanlığı yolculuğunuz nasıl başladı?
-‘Tercümanlık hizmeti yürütürken insanlarımızın farklı sorunlarını da yakından görme fırsatımız oldu. İnsanlarımızın yurt dışında, özellikle Türkiye’de yapmış oldukları kazalar sonrasında çok mağdur olduklarına şahit oldum. Ve bu sorunların çözümüne dönük belli eğitimler aldım, uzmanlaştık. 15 yıl önce de Hollanda’da ilk kültürler arası kaza uzmanlık bürosunu kurduk. Şimdilerde de Hollanda’nın 5 büyük kentinde hizmet veren bürolarımızla hizmeti insanlarımızın ayağına kadar götürmüş olduk. Oğlum Onur Emre bu alanda ihtisas yapmış bir avukat olarak görev yapmakta.
Bendeniz ve 25 kişiden oluşan personelle kaza uzmanlığı alanında hizmet vermekteyiz. Bizim başladığımız yıllarda hiçbir yabancı uzman yoktu. Hollandalıların tekelinde olan bir alandı.
Biz buradaki gelişim ve değişimi de sağladık. Bu alanda, pek çok üniversite ve yüksek okul mezunu gençlerimiz bizim yanımızda stajyer olarak başladı ve daha sonra, yetiştirdiğimiz 10’u aşkın gencimiz hem bizde hem de farklı şirketlerde istihdam edilerek iş hayatına atıldılar. Kurumumuzda stajyer olarak başlayan ve daha sonra farklı büyük sigorta şirketlerinde iş bulan onlarca gencimiz var. Bu alana yabancıları da katarak zenginleştirdik. Umarım hepsi gittiği yerde toplumumuzu temsil eder ve bu alanda elde edilen güvene zarar vermezler. 60 yıla yakındır bu ülkede olmamıza rağmen hâlâ belli alanlarda yetişmiş uzman elemanımız yoktur. Bunu da bu gibi çalışmalarla değiştirmeye çalışıyoruz. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesidir.’

-Kaza anı ve sonrasında nasıl bir yol izleniyor?
-‘Herhangi bir kaza sonucunda çok farklı deneyimler, tecrübeler ediniyoruz. Sıradan bir kaza sonrası bile insanlar fiziksel hasar görmekle beraber psikolojik sıkıntılar da yaşıyorlar. Ömür boyu atamadıkları korkuları oluşuyor. İlla da kırık çıkık olması gerekmiyor, ağrılar, uyku ve konsantre bozukluğu gibi durumlar da tazminat kapsamına giren konulardır. İnsanımız kaza sonrası yaşadığı bu gibi durumların geçici olduğunu sanıyor ve ağrı kesicilerle ağrılarını gidermeye çalışıyor. Bu gibi durumda kişinin, ev doktoruna durumu bildirerek kazayı kayıt altına geçirmesi ileride yaşayacağı sorunları en aza indirir. Kişinin ifadesi bazen yeterli olmuyor, bu durumun belgelenmesi lazım. Bizler daha çok, olaylar mahkeme sürecine girmeden sigorta şirketleriyle sulh yoluyla uzlaşarak çözüme kavuşturuyoruz.
Tabi her zaman da süreç mağdurun lehine olmuyor. Sigortanın lehine rapor çıkınca eli güçleniyor.
Ya tazminat ödemiyor ya da beklentinin altında bir meblağ ödüyor. Sulhen çözüm, iki tarafın da ortak bir rakam üzerinde anlaşması demektir. Bizim de tavsiyemiz yıllarca beklemek yerine uygun şartlarda uzlaşmak en iyi yoldur.
Haklı davalarına hiçbir zaman yalan yanlış bilgi, belge katmasınlar. Zira sigortalar her şeyi büyük bir titizlikle ele alıp, değerlendiriyorlar. Araştırıyor, gerektiğinde kişiyi takip ediyorlar. Hakkın neyse onun peşinde olmalısın. Dürüstlükten asla vazgeçmemeli. Suistimal olmamalı. Yoksa eldeki hakkını da kaybedersin.
Mesela, “evden çıkamayacak durumda olduğunu” söylüyorsun, ama takip anında seni gezinti anında görüntülüyorlar, ya da sosyal medya hesaplarında spor yaparken tesbit ediyorlar, bunlar da senin haklılığını ve güvenirliğini kaybettiriyor.
O yüzden sağlam ifadeler ve haklı deliller verilmesini tavsiye ediyoruz. Aksi hâlde ‘dolandırıcı’ olarak kayıtlara geçiyor ve bu durum kişinin bütün hayatını olumsuz etkiliyor. Haklı davalarında bile haklılığını isbat etmekte zorlanıyor.’

-Kazazedelerin ne tür hakları var?
-‘Kişinin tazminat hak etmesi için belirtileri olması yetmiyor, tedavi sürecini de başlatması gerekiyor. İş kaybı olabilir, evde düzeni bozulabilir, acı parası var, kendi işyerinde pozisyonunu kaybeder. Tazminatı hak etmek için de belli prosedürlere uymak gerekiyor.
Hiçbir sigorta şirketi gelip de kaza sonrası size ‘haklarınız budur’ demez. Kişi kendi hakkını talep ederse sigorta şirketleri devreye giriyor.’

-Kazazedelerin size başvurması hâlinde belli bir ücret talep ediliyor mu?
-‘Bizler bu konuda ücretsiz danışmanlık hizmet veriyoruz. Süreç başladıktan sonra da mağdurlardan herhangi bir ücret talep edilmiyor.
Bizler hukuk hizmeti veriyoruz. Kişinin haklarının alınmasını sağlıyoruz, sigorta şirketleri de ayrı bir fondan bizim hizmetin karşılığını ödüyorlar. Bizim aldığımız bedel, kişinin alacağı tazminatı asla etkilemiyor. Kazazedelerin bu duruma dikkat etmesi gerekiyor. Hiçbir şekilde doğrudan ve dava sonucunda işini yapan kuruma para ödenmiyor. Kazazededen para talep edenlerin olduğunu da duyuyoruz. Talep edilen bu para haksız ve yersiz bir kazançtır.’

-Kazazedeler başka nelere dikkat etmeliler?
-‘İş kazalarında da kaza müfettişlerinin kazayı yerinde incelemeleri çok önemlidir. Müfettişlerin kaza yerinde hazırladıkları rapor, sonucu olumlu manada etkilemek için gereklidir. Kişi kaza sonrası mesleğini yapamaz hâle geliyor, iş göremez oluyor.
Bu yüzden bu raporların sağlam bir şekilde elde edilmesi çok önemlidir ki hakları güvence altına alınsın. Sigorta şirketi tazminat ödeyeceği için onların da belli şartları ve beklentileri var. Dosya oluşumu bu yüzden sağlam olmalı ve deliller kaza sonrasına dönük olarak dosyaya ilave edilmelidir. Geçmişteki rahatsızlıkları, asla yeni bir oluşan bir sıkıntı gibi dosyaya geçirilmemeli.’

-Ne tür kazalarla ilgileniyorsunuz?
-‘Ağır trafik kazalarından tutun, bedensel ve iş kazalarına kadar olan geniş bir yelpazede hizmet veriyoruz. Yılda 1200 civarında insanımızın dosyasını sonuçlandırıyoruz. İnsanlarımızın izin sezonunda yaşadıkları kaza sorunlarını da hem yerel hem de Hollanda hukuku çerçevesinde ele alarak sonuçlandırıyoruz.’

-Yine sizin inisiyatif ve girişiminizle başlayan Türk Hukuku Bürosu hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
-‘Türkiye’de avukat olarak görev yapmakta olan avukat Enes Etlik Bey’i de Türk Hukuku Bürosu’nda görevlendirerek hizmeti insanlarımızın ayağına getirmiş olduk. Pek çok insanımız Türkiye’de farklı hukuksal sorunlar yaşıyor ve bir türlü çözüm yolu bulamıyorlardı. Bu vasıtayla Türkiye’ye gitmeden sorunlarını çözüme kavuşturmuş oluyoruz. Türkiye’de avukat ihtiyacı olan insanlarımızın Rotterdam büromuz vasıtasıyla Türkiye’deki hukuki sorunlarına çözüm bulmuş olacaklar. Sadece büro avukatımız Enes Etlik Bey’e vekalet vererek sorunlarını buradan takip edebiliyorlar. İnsanlarımız için çok büyük bir kolaylık sağlandı.’

-Sürücülere neler tavsiye edersiniz?
-‘Trafik kazalarında araç içerisindekileri koruyucu özel bir sigorta var. Kaza durumunda haklı ve haksız olma durumu da var. “Inzittend Verzekeringen/Yolcu Sigortası” denilen sigorta, yurt dışında bile araç içindekilerin tamamını sigorta kapsamı alanı içine alıyor. Bundan dolayı bu sigorta çok gerekli ve faydalıdır. Zorunlu bir sigorta olmadığı için temel paket içerisinde yer almaz. Sigortalı olan kişi kendi bu seçeneği istemeli.
Başkanlığını yaptığınız Hollanda Türk Ticaret Odası Derneği hakkında neler söylemek istersiniz?
Geçmişte İstanbul’da da farklı alanlarda hizmetlerimiz olduğu için ticaret trafiğini de takip etme durumum oldu. Hollanda ve Türkiye arasında iyi bir ticari ilişki var. Hollanda, son 20 yılda Türkiye’de en çok yatırım yapan ülke konumunda. Bu ikili ilişkilerde sıkıntılar yaşandığına şahit oldum. Girişimcilerin bazen hizmet almada zorlandıklarını, yanlışlıklar yüzünden mağdur olduklarını gördüm. Bundan dolayı da 10 yıl önce bu sıkıntıların giderilmesine dönük ve ikili ilişkileri daha verimli, sağlıklı bir hale getirmek, ticaret ağının daha kolay işlemesi için böyle bir adım attık ve Hollanda Türk Ticaret Odası Derneğini kurduk. Sadece Hollandalı girişimcilerin değil Türk girişimcilerin de haklarını korumak, onların taleplerini takip etmek ve onların da mağduriyetlerini gidermek için yola çıktık.
Her iki grubun da gerektiğinde hem Türkiye’ye hem de Hollanda’ya yatırımlarını artırmak, yerleşim işlerini halletmek ve kendi dilinde ve kültüründe hizmet etmek istedik. Çünkü her insan gittiği yabancı bir ülkede kendi diliyle hizmet alacak kaynaklar arar.
Şu ana kadar çok güzel tepkiler ve talepler alıyoruz. İstanbul’da da ofisimizi kurduk. Oradaki elemanlarımız da Hollanda dili ve kültürünü bilen arkadaşlarımızdan oluştu. Hollanda’dan Türkiye’ye giden firmaların gelişimi için çaba harcıyor ve işlerini oradan takip ediyoruz. Desteğimiz kesilmiyor. Alacakları hizmetleri koordine ediyoruz. İlişki içerisinde olduğu firmaların güvenilir olmasına kadar ön araştırma yapılıyor. İş yapacak olan firmaları önceden hazırlıyoruz, eksikleri varsa tamamlıyoruz, tavsiyelerle yola çıkarıyoruz. Bu hizmetlerin benzerini de, Türk firmaları için Hollanda’da yapmaktayız. Bir nevi bir köprü oluşturduk.
Türkiye’de iş yapmak için bize başvuran sayısız gencimiz var, onlara da rehberlik hizmeti veriyoruz. İstanbul Ticaret Üniversitesi ile yeni bir protokol imzaladık. Amaç, buradaki üniversiteler ile işbirliği yapmak ve geliştirmek. Türkiye’deki pek çok Ticaret Odalarıyla ilişkimiz ve işbirliği anlaşmalarımız var. Türkiye’nin her yeriyle olan ciddi bir ilişkimiz var. Oradan gelen Hollanda’ya dönük talepleri nasıl değerlendiririz diye çalışma ve proje üretiyoruz. Hedefimiz, Hollanda’da bir Türk Ticaret Merkezi’nin kurulması. Bu uzun vadeli bir hedef olsa da, bu tür çalışmalar çok kısa zamanda bizleri bu hedefe ulaştıracaktır.
Kâr amacı olmayan bir kuruluşuz. Ülkemize katkı sağlayalım, ihracatçımıza yol gösterelim düşüncesiyle başladık. Her geçen gün gelişiyor. İhtiyaç olduğunu daha iyi görüyoruz. Hollanda’da buna benzer 60 kadar kuruluş var hepsiyle de işbirliği içinde temas hâlindeyiz. Profesyonel anlamda hizmet yürütülüyor. Yönetim kurulumuzda kendi alanlarında uzman üç Hollandalı arkadaşımız var. Ülkemize katkı sağlıyoruz, bundan da mutluluk duyuyoruz.’

Kuruculuğunu üstelendiğiniz Inter Talenten Vakfı hakkında bilgi verebilir misiniz?
-‘Üniversite ve Yüksek Okul mezunu gençlerimizin okul bittikten sonra onları bir araya getirecek, onlara destek olacak bir oluşumun olmadığını gördüm. Bunlar bizim gençliğimiz, geleceğimiz. Onların pek çok alanda eksiklikleri var. Özellikle Türkçe dili, tarih ve kültürel alanda bilgi eksikliği yaşıyorlar. Gençlerimiz çok sosyal değiller, birbirleri ve toplum ile olan ilişkileri çok zayıf. Onları haftada bir de olsa bir araya getirerek hem birbirilerini tanıma hem dertlerini, sıkıntılarını paylaşma hem de bilgi ve birikimlerini birbirlerine aktarma zemini oluşturuyoruz. Camilerimizin Gençlik Kolları da bu manada büyük hizmetler veriyor ama onların herkese el uzatması mümkün değil. İnşallah ileriki zamanlarda bu gençleri bir araya getirerek, birlikte geniş bir çalışma ortamı hazırlamak istiyoruz. Şimdilik 20 kişilik bir genç grubu oluştu. Pandemi nedeniyle toplantılar online olarak gerçekleştiriliyor. Herkes çok mutlu, geleceğe olan güven ve umutları her geçen gün daha da artıyor.
Eğer biz gençlerimize sahip çıkmaz isek, onların yolunu açmaz, desteklemez isek onları kaybederiz. Daha doğrusu bizler kaybederiz. Biz onlara kendi bilgi, birikim tecrübelerimizi aktaracağız ki, onlar da kendilerinden sonra gelecek olan nesle bizden aldıklarını ve kendi edindiklerini, birikimlerini aktarsınlar.
İşte bu eksiklikleri nasıl giderebiliriz, meslek sahibi olmuş gençlerimizi mesleğine uygun olarak iş hayatına nasıl hazırlarız gibi düşüncelerle Inter Talenten Vakfı’nı kurduk.
Bizler ikinci nesil olarak çok zenginiz. Hem anne ve babalarımızın yaşlanmasına ve onların bizlere bıraktığı bilgi mirasına sahip olduk hem de çocuklarımızın büyümesine tanıklık ettik ve bu bilgi akışının onlara ulaşmasına vesile olduk. Bagajımız dolu dolu. Bu birikimi mezara götürmek bize yakışmaz. Elimizden geldiğince topluma hizmet etmek için gayret sarf edeceğiz. Zira her şey para değil. Her şey para karşılığı yapılmaz, yapılmamalı.
O gençlerin bir araya gelmesi, tanış olması, birbirleriyle ülfet kurması her şeye değer. Biz ebeveynlere de büyük görevler düşüyor. Toplum için, gençlerimiz ve çocuklarımız için daha başka neler yapılabilir, bunları konuşmamız ve gereğini yerine getirmemiz lazım.’

-Sizin gözünüzle bakarsak, Hollanda nereye gidiyor?
-‘Hollanda zengin bir ülke. Kendi insanına bakacak, esnaf ve çiftçisini destekleyecek kadar varlıklı bir devlet. 70’li, 80’li yılların ülkesi değil elbette. O zamanlar “özgürlükler ve refah ülkesi” olarak anılırdı. Şimdi bu tanımlamadan hayli uzaklaştı. Rotterdam gibi büyük kentlerin bazı semtlerinde Hollandalı görmek mümkün değil. Gittikçe gettolaşan ve Güney Afrika’da var olan “apartheid” denilen bir yere doğru sürükleniyor. Belli bir yerde yaşamak zorunda kalan yabancıların yaşam koşulları ve kültürleri farklılaşıyor.
Gençler belli gerekçelerle nefret ve kinlerini ortaya koyuyor, bunun da siyasi bir kaynaktan beslendiği aşikâr
Bu nedenle gençlere sürekli söylüyorum: Her ne kadar Hollanda’da doğmuş, büyümüş ve meslek sahibi olsanız da bir gün gelir bu ülkeyi terk etmek zorunda kalırsınız. Zira çok yakın bir zamanda bu ilkenin kendilerine çok yakın olmasına rağmen Yahudilere yaşattıklarına da şahitlik ettik.
Gün gelir, olağan bazı durumlar yaşanır ve riskler de artar. Bugün her şey yolunda olabilir ama gün gelir burası da yaşanmaz hâle gelebilir. Bu nedenle her şeye hazırlıklı olmak lazım. İyi ki gidebileceğimiz bir ülkemiz var. Bazılarının böyle bir seçeneği de yoktur.
Hollanda bu manada değerlendirildiğinde güçlü bir ülke. Bizim gençlerimiz de burada nasıl bir yer edinir, toplumla olan münasebetlerini sağlıklı bir zemine nasıl oturtur, bunlar üzerinde fikir üretmek, geliştirmek ve gençliği desteklemek lazım. Toplum olarak yerimizi iyi belirlemeliyiz. Eksikliklerimizi görerek, nasıl daha iyi seviyeye geliriz, iş ve sosyal hayatta nasıl daha güçlü ilişkiler kurarız, bunlar üzerinde kafa yormamız lazım. Her ne kadar bir tecrit hâli yaşansa da bizler onlarla olan münasebetlerimizi diri tutmalıyız, hâkim toplumla azınlıklar arasındaki diyalog ve ilişkinin olması gerektiği gibi davranmalıyız. İçimize kapanarak sorunlarımızı çözemeyiz. Türk toplumunun girişimci ruhunu her alana yayarak, geleceğimizi sağlam bir zemine oturtmamız gerek.

Avrupa siyasi olarak sağa doğru evriliyor.
Wilders bu kıvılcımın ateşini fitilliyor. İslam korkusunu toplum üzerinde inşa ederek bir politik gelecek umuyor. Bu popülist çıkışlara diğer partiler de katılıyorlar ve her geçen gün tırmanan bir ırkçılığın fitilini ateşliyorlar. Bu duruma ancak toplumumuzun birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek karşı duracağını ve bu sorunun üstesinden geleceğine inanıyorum. Gelecek neslimize, ayrılıklarımızı değil, birlik ve beraberlik ruhumuzu miras olarak bırakmalıyız.
Güçlerini birleştirsinler, yardımlaşma ve dayanışma ruhuyla hareket etsinler. Bu da gelecek nesle bırakılacak en büyük değerdir, diye düşünüyorum. Dertlerimiz, sıkıntı ve sorunlarımız çok ve büyük. Bu nedenle sık sık bir araya gelmeli, birbirimizi dinlemeli, istişare edip bir yol haritası çizmeliyiz.
Bizlerden sonra bu işleri düzgün bir şekilde götürecek olan gençlerimize yatırım yapmalıyız. Kurumlarımızı kurumsallaştırma, kalitesini artırma, Hollandalı rakipleriyle yarışma ve kalıcı olması yoluna gitmeliyiz.’

-Hayatınızın merkezinde neler var?
-‘Çoluk çocuğumuz. Yaptığımız işlerin kaliteli olması ve yarınlara güzel şeyler bırakabilmek için verilen mücadelemiz…’

-Hayatta en çok neyi önemsersiniz?
-‘Dürüst yaşamak, insanlara katkı sağlamak, toplumsal olaylara karşı duyarlı olmak, ihtiyaç sahibi olanlara yardımı esirgememek ve bunların toplumda yaygınlaşmasını sağlamak gibi insanı insan yapan değerleri önemserim. “Dünyayı ben mi kurtaracağım” mantığı ile değil de “Bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibi olur” inancıyla hareket etmek lazım. Her şeyi başkalarından bekleme lüksümüz yoktur. Görev ve sorumluluklarımız bellidir. Herkes bu manada bir iki kişiye el uzatsa, ne sorunlu ne de ihtiyaç sahibi insan kalır.’

-Bir insanda neyi ararsınız?
-‘Dürüstlük, şeffaflık, samimiyet aranır. İnsan bu duygularla güzelleşir. Dünya geçici, iyi miraslar ve hoş bir seda bırakmak lazım.’

-En çok ne mutlu eder sizi?
-‘Toplumumuzun her alanda gelişmesi, ülkemizle olan bağlarımızın güçlenmesi beni mutlu eder.’

-Son olarak neler söylemek istersiniz?
-‘Neslimizin ülkemizle olan bağları gittikçe kopuyor eğer bunu sosyal ve ekonomi anlamında yatırım yaparak güçlendirmezsek bu bağ tamamen bitecek. Gençlerimizin ülkemizi bir tatil ülkesi olarak değil, orayla hem sosyal hem de ekonomik bir bağ kurmaları için projeler üretmek lazım. Babalarının mirasını değerlendirmeleri için çocuklara bu alanda yol açmak gerek. Ülkesiyle ticari bağı olmayan biri, Türkiye yerine tatil için başka bir ülkeyi de rahatlıkla seçebilir. Bu nedenle bağlar zayıflar. Şimdilerde cenazelerin buraya defnedilmesi konuşuluyor. Bir-iki nesil sonra neslimizin ülkemizle bir bağı kalmaması muhtemel. Gelecek nesil bizim kadar bu meseleyi umursamayacak. Kendi hâllerine bırakırsak, yok olmakla karşı karşıya kalacaklar. Bu alana biraz kafa yormak lazım. Emek verirsek, uğraşırsak bir şeyleri kurtarabiliriz. Devletimize de burada görev düşüyor. Bu bağın hep güçlü kalması için devletimizin Avrupa’daki insanımızın sadece gerektiğinde değil hep yanında olmasını istiyoruz.’

Related Posts

Bir cevap yazın

Send this to a friend